19 Ekim 2013 Cumartesi

Klavyenin En Sevdiğim Tuşları

Kim derdi ki sol elimin küçük ve orta parmaklarının çalışırken bu kadar önemli bir görev üstleneceklerini? Eğer siz de benim gibi Q klavye kullanıyorsanız ve kısayol tuşlarını kullanmayı seviyorsanız, sık sık yazdıklarınızı kaydetmek için Ctrl S tuşlarına basıyor olabilirsiniz. Benim için bu artık neredeyse bir refleks haline geldi ve fareyi kullanarak "kaydet" butonuna basmaz oldum. 

Geçen gün Russell Crowe'un muhteşem bir performans sergilediği Cinderella Man filmini seyrederken, boks maçının sonuçlarını daktilolarla rapor etmeye çalışan muhabirleri görünce, bu devirde yaşadığımız için ne kadar şanslı olduğumuzu düşündüm. Belki daktilo kullanan kuşaklar, sürekli yazdıklarının uçup gideceği endişesiyle her cümlenin ardından birkaç tuşa basmak zorunda kalmıyorlardı; fakat tek bir yanlış harfe bile bassalar, emekleri boşa gidiyordu. 

Birkaç yıl önce, daha nostaljik geldiği ve kendilerine ilham verdiği için yazılarını hala elektrikli daktilo kullanarak yazanlar olduğunu okumuştum. Doğrusu ben teknolojinin nimetlerini sonuna kadar kullanmamız gerektiğini düşünenlerdenim. Hatta klavye, benim için bazen el yazısından bile daha kullanışlı. Çünkü daha hızlı ve yazdıklarımı bilgisayara aktarmak gibi ikinci bir iş yapmama gerek kalmıyor. 

Zaten blogların da sanal günlükler olduğunu düşünüyorum. Birçok kez günlük tutmaya başlamış, fakat sonra vazgeçmiş biri olmama rağmen, blog yazmak çok hoşuma gidiyor. Belki de yazdıklarımı paylaşabildiğim içindir...

Belki de birkaç yıl sonra, sesimizi yazıya döken programlar daha da geliştirilecek ve yazarlar kitaplarını konuşarak yazacaklar... Yazarların arkası tüylü kalemlerle yazdıkları günlerden beri epey aşama kaydedildi:) Kullanılan yöntem ne olursa olsun, yazı hep var olacak. Çünkü Deepak Chopra'nın da dediği gibi, "Language Creates Reality", yani "Dil Gerçekliği Yaratır." Bu gerçekliği başkalarına ulaştırmanın en etkili ve kalıcı yolu da yazmaktır...