15 Kasım 2013 Cuma

Hayatımı Sarsan Yıl: 2013


Yakında tüm gazete ve dergilerde, televizyon kanallarında ve sosyal medyada 2013 değerlendirmeleri ve 2014 yılı burç yorumları yer alacak. Zaten Kasım'ın bitmesine az kaldı. Aralık da pat diye geçer gider ve biz her sene olduğu gibi, 2014'ün daha farklı bir yıl olacağına dair bir ümit taşırız içimizde. 

Ben de 2013'e girerken kendime bazı hedefler koymuştum. Ne mutlu ki bana, beni artık mutlu etmeyen işimden ayrılıp, kendime başka bir yol çizdim. Ama 2013 birçok bedeli de beraberinde getirdi. Hiçbir şeyi öyle kolayca bırakmadı kucağıma... Planda olmayan ve beni sarsan durumlar da yaşattı. Mesela eşim 2 kalp kapakçığının değiştiği bir ameliyat geçirmek zorunda kaldı. Teşhis Ocak ayında kondu, durumun acil olduğu söylendi ve sayısını hatırlayamadığım kadar çok doktor gezdikten sonra hepsi aynı şeyi söyleyince, Şubat'ta ameliyat olmasına karar verildi. Ameliyat öncesi ve sonrası birlikte yaşadığımız travmalar, onu hastaneden çıkarana kadar çektiğimiz yürek çarpıntısı, bir yandan hayatın normal seyrinde devam etmek zorunda olması... Artık aynı cümleleri bir robot gibi tekrarlamaya başlamanız. Hastane odaları, tıbbi terimler, ameliyattan sağ çıkma oranları, yoğun bakım günleri, uykusuz geceler... Moral vermeye gelen ziyaretçilerle konuşacak halinizin bile olmaması... Ve tüm bunlar olup biterken, hastanedeyken işyerindeki e-postaları kontrol etmek zorunda olmanız... Kısacası ne siz sorun, ne ben anlatayım. 

Çok şükür ki bu ameliyat faslını başarıyla atlattık. Ardından hayatın ne kadar anlamsız olduğu ve insanın şu kısacık ömründe istemediği hiçbir şeyi uzun süre yapmaması gerektiği artık kafama dank etti. Eşim ameliyat olduktan 1 ay sonra istifamı verdim. Sanırım hayatımda verdiğim en doğru kararlardan biriydi; çünkü geriye dönüp baktığımda içim azıcık bile "cız" etmiyor. Çevirmen olarak çalıştığım için çok mutluyum. Fakat her şeyin olduğu gibi, bunun da bir bedeli var. Uykusuz geceler, peşinizi hiç bırakmayan teslim tarihleri,  arkadaşlarınızın "Bir kahve için de mi vaktin yok?" sitemleri...

Ardından taşındık. Pat diye. Daha önce her şeyi ağırdan alan, ölçüp biçen eşim, "Taşınıyoruz," dedi. Hoppaa.  Galiba o da artık isteklerini ertelememesi gerektiğine karar vermişti. Böylece etti 3. değişiklik! 

Tam her şeyi rayına oturttuk derken, yaz başında sevgili babaannem hastalandı ve Temmuz sonunda bizi bıraktı gitti! Her şey o kadar çabuk oldu ki... Acısı içimize oturdu. Babaannem adımı koyan kişiydi benim... Nur içinde yatsın... Bu da etti 4!

Ardından 7 yaşından beri tanıdığım ve benim için çok değerli olan, benim de onun için değerli olduğumu sandığım bir çocukluk arkadaşım, bababannem ölünce bir telefon bile etmedi! Beşinci tokadı da böylece yemiş oldum. Zorla güzellik olmaz deyip, kendisini gönül defterimden çıkardım... Ama iz bıraktı. İnsanların zaman içinde nasıl değişebildiğine, nasıl bencilleştiğine bir kez daha hayret ettim. Şimdiki arkadaşlarımın da yıllar sonra böyle olmasından korktum. "Niye?" diye sordum, düşündüm... Cevabı yoktu. Her şey olması gerektiği gibi oluyordu...

Anlayacağınız 2013 yılı karışık bir yıl oldu benim için. Hem sevinçlerle hem üzüntülerle dolu, insanı şaşırtan, rüzgarın nereden eseceği belli olmayan, ama esince de önündeki hiçbir şeyin ve kimsenin duramadığı bir yıl oldu. 2013 koştu, biz de arkasından kovaladık. Geçenlerde bir arkadaşım sordu: "Eee çocuk yok mu daha?" Yahu bir durun, el insaf! Biz de insanız. Ben bunları tekrar yazarken bile yoruldum, bir de yaşadığınızı düşünsenize... Kısmetse o da olur, bilmiyorum. 2013 bana bazen hiçbir şeyi planlayamayacağımızı öğretti bana. O yüzden 2014 benim için akış yılı olacak. Tabii ki yine hedeflerim, başarmak istediklerim, dileklerim var. Ama olursa olur, olmazsa olmaz diyorum. Hepsinde vardır bir hayır. 

Umarım şu 2013'teki Satürn ve Merkür sınavlarımı geçmişimdir de, artık ödül zamanı gelmiştir. Artık perde insin ve yeni bir film başlasın. Patlamış mısırlar da sizden olsun:)