12 Kasım 2013 Salı

Çantasını Kıvrık Kolda Taşıyanlar

Biraz uzun bir başlık olduğunun farkındayım, ama başka türlü anlatamazdım. Sanırım aşağıdaki fotoğrafa bakınca "Haa, bu muydu..." diyeceksiniz. 


Çevirmenin ne işi olur çanta taşıma şekliyle? Burası moda blogu mu demeyin. Çantasını bu şekilde taşımayı beceren zarif hanımlara lafım yok. Fakat bazen o kadar komik görüntülerle karşılaşıyorum ki, yazmasaydım şişecektim. Bugün sokakta bu şekilde arz-ı endam eyleyen cici bir kızımız, bavul büyüklüğündeki pazar çantasını böyle taşıma pahasına yanından gelen geçene çarpınca dayanamadım zira. Belki üstüme vazife değil ama, idare ediverin, bugün de canım böyle hafif bir şeyler yazmak istedi:)

Nereden nereye; bu hanım kızlarla okuma alışkanlıkları arasında bir bağlantı kurdum sonra kafamda. Tamamen bana özgü, hiçbir dayanağı olmayan bir tahmin olabilir; ama herhangi bir kitap fuarında çok-satan aşk romanlarının önündeki okurlara bir göz atarsanız, ne demek istediğimi anlarsınız:)

Zülfü Livaneli, "Edebiyat Mutluluktur" adında denemelerden oluşan kitabında çok-satan romanların dilini ve basit kurgusunu eleştirmiş. Sırf halk bunu istiyor gerekçesinin ardına sığınıp, ortaya bir sürü niteliksiz ve birbirinin benzeri kitap çıktığını belirtmiş. Bu romanlardaki betimlemeleri de "Kalbimi attım, sen de tuttun," benzetmesiyle hicvetmiş:) 

Hani bazen bir kitabı elinize alır, sayfalarca okur, sonra "Bunu kimler okuyor acaba?" diye bir hisse kapılırsınız ya... İşte "Kalbimi attım, sen de tuttun" tarzı çok-satanları bu kıvrık kolda çanta taşıyan hanım kızlar okuyor olabilir:)