15 Ocak 2014 Çarşamba

Zamanı Kullanma Kılavuzu

İÇİNDEKİLER:
 
1. BÖLÜM: Zamanı Etkin Kullanmak
Uygulanamayan öneri: Yapılacak işler listesine sadık kalmak
 
2. BÖLÜM: Zaman Hırsızları ve Tuzaklar
Facebook, twitter, whats app ve bilimum sosyal medya uygulamaları
 
3. BÖLÜM: Tehditler ve Fırsatlar - Murphy Kanunları İş Başında...
Aklınıza gelen ve ihtimal dahilinde olan her şey ters gider.
 
4. BÖLÜM: İzafi bir Kavram Olan Zamanı Esnetmeye Çalışmak
Einstein bunun mümkün olduğunu söylemişti. Yapabilen varsa haber versin!
 
5. BÖLÜM: Sonuç - "Hiçbiri İşe Yaramıyor, Uyumayın!" Formülünü Uygulamak
Kafası çalışan bir zombi olabilmem için kafein dışında bir önerisi olan yazsın lütfen...
 
Bu kadar işin arasında o kadar doldum ki, yazarak bir nevi kişisel terapi uygulamam gerektiğine karar verdim. Derdim zamanla. Sanırım kendisiyle kavgalı olan bir tek ben değilim. Ama çeviri yapmaya başladığımdan beri, zaman kendini çok daha ağırdan satmaya başladı bana...
 
"Aman canım, ne var, evindesin işte, yediğin önünde yemediğin arkanda, karışanın görüşenin yok, trafiğe takılıp yollarda telef de olmuyorsun," diyebilirsiniz. Evet, bunların hepsi doğru. Bir de zamanla barışıp, üstatların salık verdiği gibi "an"da kalabilsem, geçmiş ve gelecek odaklı yaşamasam, belki zaman da bana karşı daha insaflı davranabilir. Ama kendisiyle gözümü açtığım andan itibaren yarış halinde olduğumdan ve her şeyi programlamaya çalıştığımdan, o da direniyor haliyle.
 
Ama gel de gelecek odaklı yaşama! Çeviri teslim tarihleri takvimde kırmızı dairelerle işaretli halde dururken, hayat da beklemiyor ki... Sevdiklerinizin size ihtiyacı oluyor. Mutlu olunca, hasta olunca, üzgün olunca sizi yanlarında istiyorlar. Veya kırk yıldır görmediğiniz bir yakınınız, metnin en can alıcı, en zor paragrafını çevirmek üzereyken, tam da uygun kelimeleri bulduğunuzu düşünürken, o gün sizi görmek istiyor... O da haklı, nereden bilsin ki sizin hangi hayali roman kahramanının hezeyanlarıyla uğraştığınızı?
 
Ah şu zaman yok mu? Hep onun yüzünden. Günler bazen biraz daha uzun olsa, ya da bazen elimizde olsa da yalnızca kendi zamanımız başkalarınınkinden daha yavaş aksa... Ne olurdu sanki?