14 Mayıs 2014 Çarşamba

Gözleri Aydın!

En çok böyle günlerde zorlanıyorum. Ülkem yas tutarken, her yer kömür karasına bulanmışken, ben 19. yüzyılın Güney Amerikası'nda, uçsuz bucaksız mavi bir göğün kucakladığı yeşil ovalarda gezinmek zorundayım... Elim sürekli haber güncellemelerinin yer aldığı sekmeye gidip duruyor. Sonra bugünkü sayfa hedefimden çok geride olduğumu görüyorum ve son bir gayretle tekrar o yeşil ovalara geri dönüyorum. Merak ediyorum; acaba kaygısız bir ülkenin vatandaşı olmak nasıl bir duygudur? Böylesine korkunç olayları yalnızca bir haber olarak dinleyip hayatlarına devam eden insanlar ne düşünürler, ne hissederler? 15 yaşındaki bir ergen madende kömür çıkarırken, Finlandiyalı yaşıtı muhtemelen hükümetinin kendisine ücretsiz olarak sağladığı eğitim hakkını kullanarak, şehrindeki teknoparkta bir proje üzerinde çalışıyordur... Amerikalı yaşıtının en büyük derdiyse bir an önce 16 yaşına basıp ehliyet almaktır herhalde. 

"Neden?" sorusunun birçok yanıtı var. Kader (!), ihmal, adam sendecilik, bize bir şey olmaz mantığı, umursamazlık. En kötüsü de bu sonuncusu. Vatandaşları, bu ülkenin başındakilerin "umurunda" bile değiller. Çocukluğumdan beri böyle faciaların ardından o klişe cümleleri duymaktan bıktım artık:

"Yetkililer henüz olay yerine intikal etmedikleri için resmi olmayan rakamlara göre ... ölü, ... yaralı var. Arama kurtarma çalışmaları büyük bir özveriyle devam ediyor."

"Falanca bakanı bilmemkim bu elim olayda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, ailelerine sabır diledi ve acılarını paylaştığını dile getirdi."

Biz istediğimiz kadar yazıp çizelim, sosyal medyada profil fotolarımızı siyah fonlarla, kurdelelerle değiştirelim, nafile. Neden biliyor musunuz? Çünkü balık baştan kokar. Eh, bu sene 19 Mayıs'ı kutlamamak için bahaneleri hazır artık, gözleri aydın!