24 Mart 2014 Pazartesi

Dikkat: Bu Yazı Kendi Kendini İmha Edebilir!

Son günlerde ülkemizde olan bitenlerden, siyasetten çok sıkıldığınızı biliyorum. Ben de öyle. Hatta o kadar sıkıldım ki, teslim tarihine uymak zorunda olduğum çeviri dışında bir satır bile yazmak gelmedi içimden. Nasıl olduysa hala kullanmamıza izin verilen bir sosyal medya platformu üzerinden görüşlerimi bildirdim, bildirmeye de devam edeceğim. Fakat endişe etmiyor da değilim. Sırada you tube ve hatta blogger da olabilir. Neyse ki yurt dışında yaşayan iki kuzenim ve eşim dostum var. Çok sıkışırsam şifremi onlara veririm, yine de yazılarımı yayınlatırım! 

Neyse... Bu son olaylar herkes gibi tabii ki çevirmenlerin de sinirlerini bozdu, işlerini aksattı. En azından beni etkiledi. Nasıl mı?
  • Gündemi takip etmekten çalışamaz hale geldim. En sonunda bildirim seslerini kapattım.
  • İzmir'de malum mitingin yapıldığı gün hop oturup hop kalktım. Hem asap bozukluğundan, hem de ana cadde üzerinde hoparlörleri sonuna kadar açıp ilerleyen otobüsler ve kaldırımda nereye yürüdüğünü bilmeden ilerleyen, çevre illerden turistik mitinge katılmak için gelmiş "bilinçli, coşkulu ve çığırtkan" halkımız yüzünden...
  • Ülkemde olağanüstü günler yaşanırken, çevirmem gereken polisiye romana yoğunlaşmakta gerçekten zorlandım.
  • Herkes DNS; VPN ve bilimum ayarları kurcalarken yavaşlayan ve sürekli kopan internet yüzünden çok eğlenceli anlar yaşadım! Bir terimi araştırmak bazen 1 saatimi aldı...
  • Türk insanının ne kadar sömürüye açık ve hür iradesine sahip çıkmakta ne kadar yetersiz olduğunu bir kez daha gördüm. 
  • Hoşgörümü yitirmeye başladığımı hissettim ve korktum. Zira hoşgörü tek taraflı bir özveri değildir. Eğer başbakan meydanlardan kendi seçmenine seslenirken daha ılımlı olabilseydi, belki o zaman hoşgörüden bahsedebilirdik. Ama artık o noktayı aşalı çok oldu...
  • En son içimden bizim de kapımıza oy istemek için erzak dağıtan birilerinin gelmesini ve elime hadlerini bildirme fırsatı geçmesini diledim... Ama herhalde semt haritalarına göre burası hedef kitle içinde yer almıyor. Tüh!

Anlayacağınız bugünlerde ruh halim epey gelgitli. Haliyle içimden çeviri ve edebiyat hakkında bir şeyler yazıp çizmek gelmiyor pek. Aslında tam tersi olmalı belki de. Çünkü dram ve edebiyat aslında birbirlerinden ayrılmaz bir ikili. Eminim bütün bu çirkinlikler de birçok esere ilham kaynağı olacak birkaç yıl içinde. Tabii yeni yasaklar gelmezse... Bugünlerde herkesin dediği gibi, "Hele şu seçimler bir geçsin..." Geçsin bakalım, bu da geçsin. Ne değişecekse...