17 Nisan 2014 Perşembe

"Yayın Politikası" Dedikleri

2013 yılının Mart ayından beri (yani tam zamanlı olarak çeviri yapmaya başladığımdan beri) 11 kitap çevirmişim... 12 numara da yolda. Umarım her zaman kitaplarım beni böyle sırada bekler, hiçbir zaman boş kalmam.

Buraya kadar her şey çok güzel. Fakat bu kitapların kaçı basıldı dersiniz? 2 tanesi. Evet evet yanlış duymadınız, 2. Nabız yoklama çalışmalarımın sonucunda 2 tanesinin de birkaç ay içinde basılacağını öğrendim. Çok şükür ki ödemelerimi aldım ve metinlerle ilgili hiçbir sorun bildirilmedi, düzeltme istenmedi. Yayınevlerine "Peki neden böyle oldu?" diye sorunca şu cevapları aldım:
  • "Yayın politikamızı değiştirdik." (Artık daha çok vampir romanı, erotik roman ya da filminin çekilme olasılığı yüksek fantastik kurguları basıyoruz. -- Lütfen bu türde çeviri yapan arkadaşlarım kırılmasınlar. Ama basılmayı bekleyen başka hikayeler de var.)
  • "Çevirtip de basmadığımız çok kitabımız var, siz alınmayın lütfen, bu size özgü bir durum değil." (Peki neden yalnızca basmayı düşündüğünüz kitapları çevirtmiyorsunuz acaba? Sizin paranıza, çevirmenin de emeğine ve zamanına yazık değil mi?)
  • "Hmm, o konuda bir şey diyemem. Hangi kitabın basılacağına yayın komisyonu karar veriyor." (!)
  • "Aslında her şey de hazır ama... Editoryal okuması yapıldı, sayfa tasarımı bitti. Yalnızca kapak çalışması yapılacak. Sanıyorum birkaç ay içinde listeye alırız." (Madem aceleniz yoktu, keşke ben de çeviriyi bitirmek için kendimi bu kadar zorlamasaydım...)
Bütün bu cevaplara dayanarak bir durum tespiti yapacağım. Umarım editör ve yayıncı dostlarımı kızdırmam, çünkü niyetim asla bu değil. Ancak Türkiye'de son birkaç yıldır yayıncılığın fazla hızlı ve rastgele geliştiğini gözlemliyorum. Akşam pazarındaki tezgahtan mal kaçırır gibi kitapların telif hakları satın alınıyor, çevirmenlerle son derece sıkı teslim tarihleri olan sözleşmeler imzalanıyor ve o çeviri dosyaları yayınevinin bir bilgisayarında ebedi uykuya terk ediliyor... Bu bence hem kendi emeklerine, hem de çevirmene yapılan bir saygısızlık. Neden mi? Çünkü kitap çevirisinin teknik çeviriden farklı bir yanı var: Bu metinler artık "kitap" oldukları için özel metinler olmaktan çıkıp kamu malı haline gelmişler ve de "okunmak" için yazılmışlar. Bu yüzden de çevirmen emek verdiği kitap basılmayınca çok mutsuz bir insan olabiliyor. 

Artık çömezlik dönemimi atlattığıma göre, bundan böyle çalıştığım yayınevlerini daha dikkatle seçeceğim. Hatta kabul ettirebilirsem, sözleşmeye kitabın basılmasıyla ilgili bir madde de ekletmeyi düşünüyorum. Yayınevlerine de naçizane bir önerim var: Az olsun, öz olsun ama basılsın...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme